80'lerde Lubunya Olmak

80'lerde Lubunya Olmak

“Bir benim zannediyordum.”

Kitabın başlangıcında birkaç sayfa Siyah Pembe Üçgen Derneği’nin neden böyle bir kitabı yayınladığını ve sonrasında seksenli yılların LGBTT bireyler için nasıl geçtiğiyle ilgili genel bir yazıyı buluyorsunuz. Sonrasında da bu yıllarda lubunya olan, seks işçiliği yapan ya da yapmayan dokuz bireyin yaşadıklarını okuyorsunuz.

Siyasi düşüncesi ne olursa olsun 1980 askeri darbesi Türkiye’de yaşayan her bireyi olumsuz etkiledi, bu hepimizin bildiği bir şey. Bir de geçmişe, hali hazırda dışlanan, risk grubu atfedilen, “iğrenç” bulunan insanların gözüyle bakıyoruz.

Çoğu ilkokul çağlarında farklı olduğunu kabul ediyor, bunu kendi keşfetmese de komşusunun, okuldaki öğretmenlerinin, mahalledeki arkadaşlarının gözlerinde, kendisine şiddet uygulan ebeveynlerinin ve kardeşlerinin hakaretlerinde ve küfürlerinde anlıyor. Hepsi de çevresinde benzer birini göremediği için koca evrende yalnız olduğunu düşünüyor ve hepsinin hikâyesinde de “bir benim zannediyordum” cümlesi geçiyor. Başkaları da olduğunu barların, kulüplerin, genel evlerin varlığına şahit olduklarında anlıyorlar. Erkek bedenine sıkışmış kadınlar, kadın bedenine sıkışmış erkekler, içinden geldiği gibi giyinemeyenler, konuşması ya da güzelliğiyle dikkatleri çekenler o aileden birileriyle tanıştığı andan itibaren hayatları değişiyor. Evet, kocaman bir ailedir LGBTT. Kimi zaman kendi içinde tartışır, birbirlerine kırılırlar, kimi zaman küser bir müddet konuşmazlar ama içlerinden biri öldüğünde yine kendileri kalanın cenazesini kaldırır. Birisi öldürüldüğünde hesap soran yine o aile olur. Birisi kendini keşfettiğinde, zor gününde, yine onlar yanında olur.

Bugün bir anne baba, çocuğu açıldığı ve LGBTT bir birey olduğunu söylediği anda dünyanın eziyetini eder, tepki verir, kabul etmez, kendince tedavi ettirmeye kalkar –sanki bu sonradan edinilen bir şey ya da hastalıkmış gibi- ama ben biliyorum ki en sert tepkileri verenler yine geçmişte lubunyalarla tanışanlar. O zamanlar güvenli gördüğü emniyet müdürlüklerinde işkenceye maruz kalanları, tecavüze uğrayanları istismar eden bireylerin, sokakta kaldıklarında tepelerine dikilen bekçilerin, parkta yanlarına yanaşanların, hastanede rüşvet alanların, birilerine peşkeş çekenlerin hepsinin birden buhar olduğunu zannetmiyorum.

Öyle bir toplum ki bizimki, herkes ahlaklıdır. Önemli olan insanın içinde, en derininde nasıl hissettiği değildir, çevrenin gözünde nasıl olduğundur. Toplumun çoğunluğu heteroseksüelse, işin içine bir de din giriyorsa, öyleyse geriye kalan her bir azınlık “iğrenç”tir, “yanlış”tır. Sonra ya yanlışı düzeltmeye ya da iğrençlikten kurtulmaya çalışırlar. 30 senedir vazgeçilmeyen bir uygulamadır, seks işçilerini toplayıp, ıssız bir yerde, genelde beş parasız ve de çıplak şekilde bırakma. Böylelikle kendi kapılarının önünü temizlemiş olurlar. Bazen de sizi bezdirmeye çalışırlar. Çuvallara koyarlar, çuvalın içine bir kedi bırakır ve kediye vururlar. Kızışan kedi sizi parçalar. Sizi falakaya yatırırlar, sopalarlar. Sizi cezalandırmak için becerirler. Çünkü bu toplumda becerilmek çok ağır bir cezadır. Erkeğin, kolluk güçlerinin, yönetimdekilerin, idarecilerin en büyük kozudur sizi kirletmek. Kirlenebilen bir şeydir yani insan. Bembeyaz bir tişörte sıçrayan çamur gibidir onlar. Kulüpleri kapatırlar, cinsiyet değiştirme ameliyatlarınızı yasaklarlar, sizi size ait olmayan bir renkteki kimliğe mecbur bırakıp, sonra o kimliği gerektiğinde kullandığınız için cezalandırırlar. İşte bu kitapta onlar var.

Bu kitapta otuz yıldır toplumun görmezden geldiği, en ağzına gelen küfürde canını yaktığı, gördüğünde suratını buruşturduğu, başka hiçbir seçenek bırakmadığı için seks işçiliği yapmak zorunda kalan ve bu zorunluluk yüzünden de yine yargıladığı, dövdüğü, dışladığı, sindirmeye çalıştığı, yok saydığı, tahammül edemediği lubunyalar var. Sizi empatiye davet etmiyorlar, mümkün değil biliyorlar, “sadece okuyun” diyorlar, “siz sağcılar solcular, siz seksenlerde neler yaşadık diyenler, bir de bize bakın, biz neler yaşadık,” diyorlar.

Kitabın devamının geleceğini de belirtiyor dernek. Bu kitabı da kitabevlerinde bulamayacaksınız. Aşağıdaki yerlerden birine mail atar, telefon açar adresinizi bırakır ya da herhangi birine uğrarsanız ücretsiz olarak edinebilirsiniz.

İletişim için:

İstanbul: Lambdaistanbul ve İstanbul LGBTT

Ankara: Kaos GL ve Pembe Hayat LGBTT

İzmir: Siyah Pembe Üçgen Derneği

E-mail: dernek@siyahpembe.org

Telefon: 02324644459